bana verilmiş en güzel armağan...
haksız mıyım bilmem ama,
aşkın sonu nedir acaba?
lüzumlu lüzumsuz konuşulanlara
ehemmiyet vermiyorum sonunda.
inanmak istiyorum hep ona
zaman mefhumu yok oluyor onunla
ansızın uyanıyor, bulamıyorum onu yanımda
kabil olacaktır, inanıyorum herşey sonunda..
izak perej, istanbul 1978
14 Şubat 2012 Salı
11 Şubat 2012 Cumartesi
nasıl huzur içinde ve üzülmeden gidebilirim?
hayır, ruhum yara almadan bu şehri terketmeliyim..
duvarlar arasında acı dolu geçen uzun günler,
yalnızlık içinde uzun geceler; kim acıdan ve
yalnızlıktan pişmanlık duymadan buradan kopabilir?
bu caddelere ruhumdan o kadar çok parça saçtım ki,
özlemimin o kadar çok çocuğu bu tepelerde çıplak dolaştı ki,
sıkıntı ve ıstırap çekmeden onlardan kendimi ayıramam..
bugün üstümden çıkardığım bir giysi değil,
kendi ellerimle yırttığım derim, kabuğum..
geride bıraktığım bir düşünce değil,
açlık ve susuzlukla tatlandırılmış bir gönül...
yine de daha fazla oyalanamam...
herşeyi kendine çeken deniz beni de çağırıyor;
yola çıkmalıyım...
çünkü kalmak, saatler geceyle yanarken,
donmak, kristalleşmek ve bir kalıba dökülmek demek...
buradaki herşeyi memnuniyetle yanıma alırdım, ama nasıl?
bir ses, dili ve ona kanat olan dudakları taşıyamaz.
boşluğu yalnız başına aramalı...
ve kartal, tek başına,
yuvasını taşımadan güneşe uçmalı..."
hayır, ruhum yara almadan bu şehri terketmeliyim..
duvarlar arasında acı dolu geçen uzun günler,
yalnızlık içinde uzun geceler; kim acıdan ve
yalnızlıktan pişmanlık duymadan buradan kopabilir?
bu caddelere ruhumdan o kadar çok parça saçtım ki,
özlemimin o kadar çok çocuğu bu tepelerde çıplak dolaştı ki,
sıkıntı ve ıstırap çekmeden onlardan kendimi ayıramam..
bugün üstümden çıkardığım bir giysi değil,
kendi ellerimle yırttığım derim, kabuğum..
geride bıraktığım bir düşünce değil,
açlık ve susuzlukla tatlandırılmış bir gönül...
yine de daha fazla oyalanamam...
herşeyi kendine çeken deniz beni de çağırıyor;
yola çıkmalıyım...
çünkü kalmak, saatler geceyle yanarken,
donmak, kristalleşmek ve bir kalıba dökülmek demek...
buradaki herşeyi memnuniyetle yanıma alırdım, ama nasıl?
bir ses, dili ve ona kanat olan dudakları taşıyamaz.
boşluğu yalnız başına aramalı...
ve kartal, tek başına,
yuvasını taşımadan güneşe uçmalı..."
halil Cibran / ermiş..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
